İş Zekası Hakkında Her Şey – 14

Posted @ 6:12 PM on August 31, 2010 by Kadir Sümerkent

Yazı dizisinin 14. bölümünü az önce yayınladım. İşte adresi; http://www.uzmaninasor.com/?p=319

Gerçekten ellerime sağlık, çok güzel bir bölüm oldu. Utanmasam kalkıp kendimi ayakta alkışlayacağım. Ama ayakta alkışlama işini yemekten sonraya bırakıyorum zira şu kadar acıktım;

  • Comment @ İş Zekası Hakkında Her Şey – 14
  • RSS

İş Zekası Hakkında Her Şey – 13

Posted @ 10:32 PM on August 30, 2010 by Kadir Sümerkent

“İş Zekası Hakkında Her Şey” gibi iddialı bir başlık seçerek 12 bölüm yazabildiğim yazı dizisi ile ilgili son derece güzel yorumlar aldım. Ancak iş yoğunluğu (ayberk, flight simulator, saitek..) nedeniyle devam edememiştim. Bu akşam 13. bölümü yayınladım, sanırım bu hafta içinde 14. bölüm de bitmiş olur. İşte makale; http://www.uzmaninasor.com/?p=317

İş Yoğunluğu;
Aşağıda görebildiğiniz gibi öğrenecek çok şey var ve yaratıcılığımı geliştiriyorum bahanesi oldukça işe yarıyor ancak ofiste bir masada bu kadar monitörle ne yapıyorsun sorusuna inandırıcı bir cevap gerekiyor :)

İş Yoğunluğu

  • Comment @ İş Zekası Hakkında Her Şey – 13
  • RSS

MySQL için SQL Server Migration Assistant (SSMA)

Posted @ 1:43 PM on August 13, 2010 by Kadir Sümerkent

MySQL için SQL Serevr Migration Assistant’ın (SSMA) ilk versiyonu bugün
duyuruldu. SSMA ürün ailesi MySQL ile birlikte Access, Oracle ve Sybase için de
migration araçlarını bünyesinde barındırıyor.

Oracle için 2005 yılında yayınlanan ilk migration assistant ürününden bu güne
SSMA ürün ailesinin üyeleri 250.000′den fazla kez download edildi. Amerika
Savuma Bakanlığı, Aon, AIM Healthcare, Motorola, Simon & Schuster ve Sony
Ericsson SQL Server migration projelerinde bu ürün ailesini kullanan
müşterilerimizden sadece bir kaçı.

Bu release ile birlikte müşterilerimiz SQL Server 2008 R2, SQL Server 2008 ve
SQL Server 2005′in tüm sürümlerine migration yapabilir. Bu versiyonla birlikte
SSMA for MySQL ve SSMA for Access ürünleri ile SQLAzure’a doğrudan yükseltme
yapılabilmektedir.

SSMA ürün grubunu aşağıdaki adreslerden ücretsiz olarak download edebilir ve
inceleyebilirsiniz;


  1. SSMA for MYSQL v1.0
    (SQL Azure’a doğrudan yükseltmeyi desteklemektedir)

  2. SSMA for Access v4.2
    (SQL Azure’a doğrudan yükseltmeyi desteklemektedir)

  3. SSMA for Oracle v4.2

  4. SSMA for Sybase v4.2

Ürünlerle ilgili yorumlarınızı
ssmateam@microsoft.com
adresinden ürün grubu ile paylaşabilirsiniz.

  • Comment @ MySQL için SQL Server Migration Assistant (SSMA)
  • RSS

SQL Server’da Thread.Sleep?

Posted @ 3:51 PM on August 11, 2010 by Kadir Sümerkent

Elbette böyle bir metod yok sql server’da. Ancak bunun karşılığı olan bir keyword var; “WaitFor Delay”.

WaitFor Delay ile sql server’ın sorgunun bir sonraki adımına geçmeden önce belirtilen süre içinde beklemesini sağlıyor.

Hemen kullanımını örnekleyelim;

declare @s int
declare @e int
set @s = (select count (*) from sales)
WaitFor Delay ’00:00:05′
set @e = (select count (*) from sales)
select @e – @s

Bu sorgu ile Sales tablosuna 5 saniyelik aralıkta kaç kayıt eklendiğini görebiliriz.

Neredeyse 80 :)

Posted @ 11:51 PM on August 2, 2010 by Kadir Sümerkent

uzmanınasor.com‘da makale sayımız neredeyse 80′e ulaştı. csharpnedir.com ya da yazgeliştir gibi geniş editör / yazar kadrosuna sahip olmadan, sadece boş zamanlarda yazdıklarını paylaşan bir kaç yazarla sınırlı bir kadro için gayet iyi bir performans gibi :)

öneriniz mi var? sizde yazdıklarınızı uzmanınasor.com’da paylaşmak mı istiyorsunuz? siteyi ya da yazılarımızı beğenmiyor ve küfür etmek mi istiyorsunuz? sizi iletişim sayfasına alalım :)

Fotoğraf Makinası Almak İstiyorum

Posted @ 10:32 PM on July 31, 2010 by Kadir Sümerkent

Uzun zamandır fotoğrafçılıkla ilgileniyorum. Sitemin başlığından da
anlaşılabileceği üzere yaptığım her işte birinci önceliğim kişisel tatmin
oluyor. Dolayısıyla çektiğim fotoğrafları da başkalarından önce kendim beğenmek
istedim. Bir gün konu ile ilgili hiç bilgim yokken Sirkeci’ye gidip bir D60
alarak başladım fotoğrafçılığa. İlk çektiğim fotoğraflara baktığımda sözünü
ettiğim kişisel tatminin yanından bile geçemeyen sonuçlar görüyordum ki, bu
noktada Ali Baba’nın, yani değerli
Muammer Yanmaz‘ın
fotoğraf atolyesine kayıt oldum. Çok kısa sürede oldukça hızlı bir şekilde
ilerlediğimi düşünüyorum ve baktığımda, başkalarıyla birlikte kendimin de
beğendiği fotoğraflar çekebiliyorum.


Fotoğraf makinalarının gelişmesi, üreticilerin ve distribütör firmaların
piyasaya girmesi ile birlikte hem yeni ürünler daha kolay erişilebilir oldu,
bununla birlikte gelişen 2. el piyasası ile insanlar ciddi maliyet avantajları
ile bu ürünlere ulaşabilir oldu. Tabi bu ürün çeşitliliği ve maliyet avantajı
beraberinde büyük bir soru işaretini getirdi. "Hangi makinayı almalıyım?". SLR
makinaların maliyetlerinin uygun hale gelmesi, insanları "biraz daha fazla
öderim ve profesyonel bir makinam olur" düşüncesine itti.

Bu sorunun cevabına odaklanmadan önce, fotoğrafçılığın oldukça maliyetli bir
uğraş olabildiğini ve insanların önünde sürekli olarak "daha iyi" bir ekipmanın
olacağını belirtmek istiyorum. Giriş seviyesi bir makina olan 400d ile
başlarsınız bir D90 görür içiniz gider. O D90′ı alırsınız, D300s ya da 50d veya
7D gibi modellerle karşılaşırsınız. Bu modeller daha büyüktür, daha çok özellik
içerir. Bunlardan birini alırsınız, daha iyi lenslere ihtiyaç duyduğunuz
öğretilir. Bu lensler 50mm 1.8 gibi masum ve cazip fiyatlı prime lenslerle
başlar, ancak daha çok ışık ihtiyacı sizi f1.4 hatta f1.2 lenslere, 70-200 gibi
zoom lenslere yönlendirir. Tam bu noktada bu büyüklükte bir ekipmanı
taşıyabilecek bir tripod, bununla birlikte bir flash gereksinimi ortaya çıkar.
Tam mükemmel bir setim var artık dediğiniz anda, full frame diye bir kavram
çıkar karşınıza. Bu döngü yeniden başlar. Bir noktada biri çıkar ve dünyanın
Nikon ve Canon’dan ibaret olmadığını söyler. Bu döngü hiç bir zaman bitmez ve
görebileceğiniz en organize uluslar arası pazarlama kanallarından birinin içinde
kaybolduğunuzu hissedersiniz. Asıl amaç olan fotoğraf çekmekten uzaklaşır,
sürekli "daha iyisine" odaklanırsınız. Bu tuzağa düşmemek için şu cümleyi
aklınızın bir kenarına not edin; "fotoğrafı makina çekmez, lens çekmez, insan
beyni çeker".

Elinizde ne kadar gelişmiş bir makina, ne kadar iyi bir lens olursa olsun, ışığı
doğru kullanmayı bilmediğiniz, ekipman üzerinde yeterli kontrolünüzün olmadığı
ve kompozisyon yeteneğinizi geliştirmediğiniz durumda çekeceğiniz fotoğrafları
hiç bir zaman beğenmezsiniz.

Peki hangi makinayı almalıyım?
Burada uzun karşılaştırmalar yapmak yerine, bugün bir makina alacak olsam ne
alırdım sorusuna cevap vermeyi tercih edeceğim.
Başlangıçta evet sadece Nikon ve Canon olacak. Bunun başlıca nedenleri;

  • 2. el konusundaki yaygınlık ve avantajlar
  • Bu markalarda ve 3rd party üreticilerin ürettiği lensler ile her fiyat
    aralığında alternatiflerin bulunması
  • Kullanım konusunda destek almanın kolaylığı
     

Ben bugün fotoğraf makinası alacak olsam, sıralamam şöyle olacaktır.


  1. Nikon D90

Evet tek makina var. Bu makinanın karşısında konumlandırılabilecek
Canon
550d
‘yi verdiği plastik hissi ve ergonomi konusundaki yetersizliğinden
dolayı,
Canon 7d
‘yi fiyatından ve ağırlığından dolayı eliyorum. Unutmayın, bu sadece
bir hobi. Bu işten para kazanmıyoruz. Hobi için yanımızda taşıdığımız bir
cihazın ağırlığı, özellikle boynunuzda, omzunuzda ya da elinizde taşıyorsanız
bir kaç saatten sonra önem kazanıyor. Emin olun.

Ya Lens?
Lens her zaman için makinadan daha önemlidir. Kalitesiz bir lens, en başarılı
kompozisyonu bile mahvedebilir. Makina seçimim Nikon D90 olduğu için lens
seçimini de Nikon markasından yapıyorum;


  1. Nikon 35mm f1.8
  2. Nikon
    85mm f1.8

35mm f1.8, crop factor yüzünden 50mm’ye yakın bir değer vermektedir. Yani
insan gözünün gördüğü görüntüye oldukça yakın bir görüntü vermektedir.
Dolayısıyla gördüğünüzü çekmeniz için başlangıçta oldukça faydalı olacaktır.
Bununla birlikte 1.8 diyafram açıklığı, gece ya da kapalı alan gibi az ışıklı
ortamlarda oldukça ciddi avantaj sağlayacaktır. Bununla birlikte maliyeti
oldukça makul olduğu için ilk tercihim oluyor. Bununla birlikte daha uzaktaki
nesneleri ya da portreler çekmek için ise önereceğin lens 85mm f1.8 olacaktır. 

Diğer Ekipmanlar?
Sadece bunlar. Bu iş hobiniz olduğu sürece sadece bu ekipman yeterli olacaktır.

Elbette bu yazdıklarım kişisel düşüncelerim olup, kimse için bağlayıcılığı
yoktur. Sadece yeni bir fotoğraf makinası almayı düşünen ve aklında "hangi
makina" sorusu olan kişilere fikir vermesi açısından yazılmış bir yazıdır.

Peki ya ben?
Güneş sistemimizde, bu yazıyı yazdığım zamanda geliştirilmiş ve en ile başlayan
tüm pozitif nitelendirmeleri hakeden fotoğraf makinası

Leica M9
‘dur :) Eğer hobiniz için karşılayabileceğiniz bir maliyetse ya da
benim gibi elimde alanındaki en iyi ekipman olmadan gözüne uykular girmeyen
biriyseniz hiç düşünmeyin, bir adet Leica 50mm f1.4 ile birlikte M9′u alın ve
hangi makina, hangi lens, hangi marka v.b. bütün tartışmalardan uzak durun.
 

  • Comment @ Fotoğraf Makinası Almak İstiyorum
  • RSS

Microsoft WebMatrix

Posted @ 11:33 PM on July 28, 2010 by Kadir Sümerkent

Bazı konuları biraz geriden takip ediyor olsak da, sonunda ASP.NET ile web uygulamaları geliştirmek isteyen, ancak bilgisayarına IIS ya da SQL Server kurup konfigure edemeyen, ya da etmek istemeyen yazılım geliştiriciler için yeni bir setimiz var: Microsoft WebMatrix.

Scott Guthrie Microsoft WebMatrix’in yüz bin milyon özelliği ile ilgili bir kaç milyon blog yazısı yayınlamış durumda. Bunlardan biri http://weblogs.asp.net/scottgu/archive/2010/07/06/introducing-webmatrix.aspx adresinde bulunmakta. Detayları kendi sitesinden öğrenebilirsiniz.

Özetleyecek olursak Microsoft WebMatrix şunları sunuyor;

* IIS Developer Express
Kurulumu kolay, ücretsiz, tüm windows sürümleri ile çalışan ve IIS 7.5 ile %100 uyumlu bir web sunucusu. Bu sunucu ile geliştirdiğiniz ASP.NET uygulamalarını yayınlamadan önce kendi bilgisayarınızda test edebilirsiniz.

* SQL Server Compact Edition
Açıkçası SQL Server Express ve Compact edition sürümleri benim en sevdiğim sürümler. Bu sürümler sayesinde SQL Server’ın geliştirme aşamasında işime yaramayan onlarca özelliği için disk alanı, işlemci ve bellek harcamak zorunda kalmıyorum. Microsoft WebMatrix ile gelen SQL Server Compact Edition, dosya tabanlı, son derece kolay kurulan, çoğu ASP.NET uygulamasının geliştirme sürecinde ziyadesiyle yeterli olacak bir SQL Server versiyonudur. İşin güzel yanı, bu platformda yaptığınız geliştirmeyi, Standard ya da Enterprise sürümlere kolayca migrate edebilirsiniz.

* ASP.NET “Razor”
ASP.NET Razor, Tüm metin editörleri ile çalışan, son derece kolay öğrenilebilen bir sözdizimine sahip, yeni bir view-engine.

Microsoft WebMatrix;
* .NET Framework hariç 15, dahil 50MB boyutundadır ve http://www.microsoft.com/web/webmatrix/download/ adresinden download edilebilir.

* 15MB, temel bir ASP.NET geliştirme aracını, SQL Server Compact Edition, IIS Express ve ASP.NET Razor sözdizimini kullanabilmenizi sağlaycak extensionları içerir.

* Visual Studio 2010 ve Visual Web Developer 2010 Express ile bir arada çalışabilir. Sorun çıkartmaz.

Sadece ASP.NET ile yeni tanışanlar değil, deneyimli geliştiricilerin de ilgisini çekebilecek bazı özelliklere sahip bu setin web sitesi: http://www.microsoft.com/web/webmatrix adresinde.

IOS 4

Posted @ 9:39 PM on June 26, 2010 by Kadir Sümerkent

Apple, iPhone 4 ve iPhone 3Gs ile kullanilabilecek olan iOS 4 isletim sistemini bir kaç gün önce yayinladi. Ayberk‘te gördüm ve görür görmez elimdeki tüm isleri birakip kendi iPhone’uma kurulum yaptim ve bir kaç gündür oldukça yogun bir sekilde kendisiyle oynuyorum. Bu süreçte gördüklerimi, isletim sisteminin artilarini ve eksilerini kisaca paylasmak istiyorum.

Neler yeni?
Multi Tasking

iPhone çiktigi günden beri en çok sikayet edilen konularin basinda isletim sisteminin multitasking destegi sunmamasi geliyordu. Apple bu konuda oldukça akillica bir yapi sunuyor. Tüm uygulamalarin gerçek anlamda multitasking ile çalismasini degil, sadece müzik, gps v.b. gerçekten gereksinim duyan uygulamalarin eszamanli olarak çalismasini, diger uygulamalarin ise state bilgilerinin bellekte saklanmasini ve uygulamaya dönüldügü anda kaldiginiz yerden devam etmenizi sagliyor. Multi Tasking yönetiminide son derece basarili sekilde ana menüye entegre etmis durumda ve arkaplanda hangi uygulamalarin çalistigini görmek için home tusunu iki defa tiklamak yeterli. Apple tarafindan sunulan multi-tasking yapisinin son derece akillica oldugunu ve kaynak yönetimi konusunda son derece basarili oldugunu düsünüyorum. Elbette bu aslında multi-tasking değil şeklindeki yorumlar ya da alışılmış multi-tasking yapısından farklarından kaynaklanan eleştiriler mevcut. Daha da olacaktır. Ancak bu yeni yapının kullanıcılar tarafından son derece hızlı bir şekilde kabul edildiği ortada. Bununla birlikte yakında bu yapıya benzer yapıları farklı platform ve cihazlarda da göreceğimizden eminim.

Klasör Yapisi
Gerek iPhone, gerek iPad’de yüzlerce uygulama yüklemis durumdayim. Bu uygulamalarin içinde bazen aradigim uygulamaya ulasmak zorlayici olabiliyor. Sunulan arama yapisi aradigim uygulamaya daha kolay erismemi saglasa da, bu son derece kalabalik masaüstü bazen can sikici hale geliyor. Yeni isletim sistemi ile birlikte uygulamalari klasörler altinda gruplayabiliyoruz. Burada unutmamamiz gereken, bir klasörde sadece 12 uygulama bulunabilecegi.

Email
Yeni isletim sistemi ile birlikte iOS’in sundugu email uygulamasinda oldukça güzel yenilikler mevcut. Sanirim en önemli yeniligin birden çok exchange hesabinin desteklenmeye baslamasi oldugunu söyleyebilirim. Bunun disinda mesajlarin görüntülenmesi, yönetimi ve hesaplar arasinda geçisin oldukça gelistirilmis oldugunu söyleyebilirim.

Başlangıçta kaya ile kıyaslanan iPhone, bugün kendi sınıfında en çok satılan mobil cihaz. iPhone’ın rakip işletim sistemlerinin gelişimine katkısıda tartışılmaz. iOS sayesinde iPhone dışındaki cihazların kullanıcıları bugün çok daha gelişmiş özellikleri, çok daha yüksek performanslı uygulamaları kullanıyor. Elbette Apple her ürününde olduğu gibi cihaz ve yazılımın aynı firma tarafından geliştirilmesi ve üretilmesinden kaynaklanan büyük bir avantaja sahip. Ancak Apple’ın başarısını sadece geliştirdiği cihaz ya da yazılımların başarısıyla değerlendirmemek gerekiyor. Apple’ın ürettiği ürünlerin satışındaki başarısına ek olarak asıl dikkat edilmesi gereken nokta, yaşam tarzımıza olan etkisi. Örnek vermek gerekirse, Apple, iTunes ile birlikte Amerika başta olmak üzere tüm dünyadaki Müzik tüketicilerinin alışkanlıklarını değiştirdi. 2008 yılında, Amerika’daki müzik satışlarının %10′u iTunes üzerinden gerçekleşirken, en yakın rakibi olan Wal-Mart %19′da. Bununla birlikte Amerika’daki müzik endüstrisinin satışları %10 artış gösterirken, 17 milyon kişi cd / dvd almayı bırakmış durumda. Detaylarını http://arstechnica.com/apple/news/2009/08/itunes-sells-25-of-all-music-in-the-us-69-of-digital.ars ve http://www.apple.com/pr/library/2008/04/03itunes.html adresinden inceleyebileceğiniz bu araştırma bize gösteriyor ki, Apple sadece cihaz ve yazılım satmanın ötesine geçmiş, yaşam tarzımızı çok büyük bir hızla değiştirmeye başlamış durumda ve Microsoft başta olmak üzere tüm rakipleri ile arasındaki en büyük fark bu.

iOS’un özelliklerine değinirken konuyu nasıl oldu buraya taşıdım bilmiyorum ama bence en önemli üç konuyu özetlemiş oldum. Diğer yenilikler için Apple’ın iOS web sayfasına http://www.apple.com/iphone/ios4/ adresinden ulaşabilirsiniz.

SQL Server ve Read-Only Veritabanları

Posted @ 9:52 AM on May 27, 2010 by Kadir Sümerkent

Kullanıcıların bir veritabanının içeriğini düzenlemesini engellemek isteyebileceğimiz pek çok durum olabilir. Örneğin, veritabanı sadece raporlama amacıyla kullanılıyorsa read-only modda tutmak oldukça mantıklı bir tercih olabilir. Bununla birlikte, bazı restore ve attach işlemlerinden sonra pek çok nedenden dolayı veritabanlarını read-only modda görebiliriz.

Bir veritabanını read-only moda aldığımızda, kullanıcılar veritabanındaki veriler üzerinde hiç bir değişiklik gerçekleştiremez. Auto shrink, auto statistics ve veritabanındaki sorunları düzeltmek için kullanılan dbcc komutları çalışmaz. Diğer taraftan, SQL Server veritabanında üzerinde hiç bir güncelleme işlemi yapılmayacağı için lockinge izin vermez. Bu da kısıtlı bir performans artışı anlamına gelecektir.

Bir veritabanını read-only moda almak için aşağıdaki komutu kullanabilirsiniz;
ALTER DATABASE dbName SET READ_ONLY

Read-only moddaki bir veritabanını read_write moda almak içinse aşağıdaki komutu kullanabilirsiniz;
ALTER DATABASE dbName SET READ_WRITE

İş Zekası Hakkında Her Şey Yazı Dizisi

Posted @ 11:09 AM on March 23, 2010 by Kadir Sümerkent

İş Zekası Hakkında Her Şey başlığı ile yayınladığım 12 bölümlük yazı dizisine Uzmanına Sor üzerinden aşağıdaki bağlantıları kullanarak erişebilirsiniz.

İş Zekası Hakkında Her Şey: 123456789101112

  • Comment @ İş Zekası Hakkında Her Şey Yazı Dizisi
  • RSS